SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

621 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsi Buhârî «Mevâkitü's-Salât» bahsinin müteaddid yerlerinde; Ebu Dâvûd, Nesâî ve İbni Mâce «Namaz» bahsinde rivayet etmişlerdir.

 

Avâlî: Âliye'nin cem'idir. Yükseklikler yaylalar mânâsına gelir. Bundan murâd: Medine'nin Necid tarafına düşen köyleridir. Tihâme tarafındaki köylere «Sâfile» derler. Zührî'nin beyânına göre Avâlî denilen köyler, Medine'ye iki, üç mil mesafededirler.

 

Bu hadîsi Ebu Avâne «Sahîh»inde, Zührî'den rivayet etmişdir. Onun rivayetinde: «Avâlî, Medîneye üç mil mesafededir.» denilmişdir.

 

Beyhakî 'nin, Leys tarîki ile Zührî'den rivayetinde mezkûr mesafenin üç dört mil; Dâre Kutnî 'nin rivayetinde altı mil, Abdurrezzâk'ın, Zührî 'den rivayetinde iki üç mil denilmişdir. Kaadî îyâz bunların en uzak olanlarının Medine'ye sekiz mil mesafede bulunduğunu söyler.

 

Bu ihtilâflardan anlaşılıyor ki Avâlî denilen köylerin Medine'ye en yakını iki mil, en uzağı da sekiz mildir. Üç, dört ve altı mil ta’bîrleri muhtelif köylerin, Medine'ye uzaklığına göredir. Rivayetlerin arası bu şekilde bulunur.

 

Bir mil, dört bin arşındır, yâni fersahın üçte biridir. Bir arşının uzunluğu yirmidört parmak yâni cümlelerinin ihtiva ettiği harfler sayısınca olup aşağı yukarı bir adım demekdir. Bu hesapça bir mil dört bin adım demekdir. Bâzıları mil'i üçbinbeşyüzden, dörtbin arşına kadar olan mesafe diye tefsir etmişlerdir. «El-Yenâbi» nâm eserde: «Mil fersahın üçte biri olup; dörtbin adım mesafedir. Her adım âmme arşını ile bir buçuk arşındır. Âmme arşını yirmidört parmak uzunluğundadır.» denilmişdir.

 

Küba: Medine'ye üç mil kadar uzakta bulunan bir yerin ismidir.

 

Benî Amr b. Avf kabilesinin bulunduğu yer Medine'ye iki mil mesafededir.

 

Hattâbi diyor ki: «Güneşin dipdiri olmasından murâd: Renginin sâfîliği yâni sararmamış ve değişmemiş hâlidir.» Yine Hattâbi ile diğer bâzı ulemâya göre güneşin diriliği, sıcaklığının mevcûd olmasıdır.

 

Bu babın hadîslerinden murâd, ikindiyi vakti girer girmez kılmaya şitâb etmekdir. Çünkü ikindiyi kıldıkdan sonra iki veya üç mil mesafede bulunan bir yere güneş sararmadan ve rengi bozulmadan varabilmek ancak ikindiyi vaktinin evvelinde kılmakla mümkün olabilir. Hattâ Nevevî’nin beyânına göre bu iş hemen hemen yalnız uzun günlerde mümkün olabilir.

 

Beni Amr b. Avf'ın yaşadığı yerler, Medine'ye iki mil mesafede bulunduğuna göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ikindiyi kılmak hususunda son derece acele ediyormuş; demekdir. Anlaşılıyor ki Benî Amr ikindi namazını vaktin ortasında kılarlarmış. Çünkü böyle olmasa hadîs hüccet teşkil edemez. İhtimâl ki mezkûr kabile ziraatları ile bağ ve bahçeleri ile meşgul olurken ikindiyi bir parça geciktirirlermiş.

 

Hz. Enes (Radiyallahû anh) bu hadîsi «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kılardı., «Biz kılardık.» tâbirleri ile rivayet etmişdi/. Sahâbi'-nin bu gibi sözlerle rivayet ettiği hadîsin müsned mi yoksa mevkuf mu sayılacağı ulemâ arasında ihtilaflıdır. Bâzıları müsned sayılacağına kaail olmuşlardır. Hâkim bu kavli tercih etmiştir. Daveviye Kutnî (306 - 385) ve başkaları bu gibi hadîslerin mevkuf sayılacağını söylemişlerdir.

 

Aynî diyor ki: «Doğrusu böyle hadîslere lâfzan mevkuf, hükmen merfu' demelidir. Çünkü sahâbî o hadîsi ihticâc makamında rivayet etmişdir. Binaenaleyh Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında olduğunu anlatmak istediğine hamledilir.»

 

Yine Nevevî'ye göre bu babın hadîsleri ikindinin her şey'in gölgesi bir misli olduğu zaman girdiğine kaail olan îmam Mâlik, İmam Şafiî, İmam Ahmed ve Cumhûr-u ulemâya delildirler İmam A'zam: «İkindinin vakti her şey'in gölgesi iki misli olduğu zaman girer.» demişdir. Bu hadîsler onun aleyhine delâlet etmektedir.

 

Fakat Aynî bu mütâleaya îtirâz etmiş; Enes hadîsinin mevkuf veya müsned sayılacağı hususundaki ihtilâfı hatırlatarak: «Şayet Enes hadîsi kat'î sûretde merfû' olsaydı o zaman onların dediklerine hüccet olurdu. Hâlbuki hadîsin mevkuf mu, müsned mi sayılacağı ihtilâflıdır.» demişdir.